Whatsapp gruplarında 2020'nin berbat geçtiği fikrinin aksine ben 2020'nin harika geçtiğini savunuyorum, sağlık konusunda aşırı sınanmış biri olmama rağmen. Aslında yıllara bir anlam yüklememek gerektiğini, yıllar arasındaki tek farkın bir başlama ve bitirme enerjisine sahip olduğunu düşünüyorum ama konumuz bitmiş bir yılı değerlendirme olduğu için burada bunun üzerinde durmuyorum.
Geçenlerde instagram story arşivinde gördüm ki, gelmiş geçmiş en kötü yılım olan 2018 yılını Amsterdam'daki Heineken Museum'ın içinde digital bir topla gol atarak "2018'de ben" yazıp paylaşmışım. Hayaller ve hedeflerin iyi niyetli yeni yıl dilekleriyle örtüşmediğinin benim için birebir kanıtıdır. Görünürde güzel giden 2018 yılı benim kendi içimde; kendimle hiç olamadığım, kendimi tanımadığım, değişmeye çalışmak zorunda hissettiğim ama değişimi çabalama gayreti içinde olan o kızı hiç sevmediğim en zor yılımdır. Koşullara adapte olmakla değişmek ve hatta değişime zorlanmak farklıdır.
O kız sonradan öğrenecekti, sen önce kendini sev güzel kız. Başkaları seni sevecekse "sana rağmen" sevsin. Bazen değişsen de görmek istemeyen gözlere bu zaten görünmeyecek. En zoru olan kendini törpülemeyi başarsan bile yoz kafalardaki o kodları değiştiremeyeceksin. Gerçek sevgiyi henüz tatmadın.
Gerçek sevgiyi 2019'da hatta 2020'de de tatmadım ama kendimi sevmeye başladım. Kendimi hatırladım yani, ben önceden de kendimi severdim. Herhalde en büyük kazanımım budur. Görünürde kötü başlayan 2020 yılı düzen ve istikrar aşığı olan beni kendi düzensizliğine alıştırdı hatta düzensizliğini sevdirdi bile. Hayat bazen bilmediğimiz yerlerden sorular soruyor. İstikrarı bozan bir deneyimden sonra kendimizi tekrar dengede tutmayı başardığımızda, bir daha asla hazırlıksız yakalanmıyoruz. Hislerimize ve incindiğimiz konulara rağmen akışa güvenmeye mecburuz hep. Bu yüzden şartların değişmesi en güzel gerçekliktir belki de. İçsel huzur değişime direnmediğimizde yerleşiyor. İnsan kendine ve eylemlerine o zaman uzaktan bakabiliyor.
Geçen gün birine söylüyordum, geçmiş beni seviyor ama bana hiç saygısı yok. Beni hiç düşünmüyor.
Kötülük yapan, beni inciten geçmişe karşı güçlü bir hoşgörü ile yaklaşmak isterken bazen aklımı kaçırdığımı düşünüyorum. Böyle anlarda kendimi ve öfkemi kontrol edebildiğim için gururlanıyorum önce. Sonra bu şuursuz bir aptallık gibi geliyor. Kimsenin hatalarını ve yanlış tercihlerini sırtımda taşımak zorunda değilim diyorum. Ben bu karanlık, yabani hayvanlarla dolu ormanın içinden yalnız ve pişmanlığını uzun süre taşıdığım binbir hatayla geçtim, o da geçsin, bu da onun yolculuğu. Halbuki, her duygunun bir ömrü var, o duyguyla ilgilenmediğimizde o da ölüp gidiyor.
2020 kafamda birçok soru işaretini kaçmadan cevapladığım, pişmanlıklarımı geride bıraktığım, çoktan affettiğim bir yıldı. Bu yıl yeni bir yıl.
"Hayat birinin sizi sevmesidir, saçlarınız arasından esen rüzgar, yüzünüze vuran güneş, bir arkadaş ile çakır keyif olmaktır. Hayat, aynı zamanda birinin sizi terketmesi, yağmurlu bir gün ve bir arkadaşın ihanetirdir de. Hayat iyi ile kötünün yanyana oluşudur."
Teşekkürler, hayatıma.