Kışın titreten soğuğun, kışın terleten sıcağın tam ortasında hep bir bahar neden yoktur?
Her iyinin içinde bir kötü, her kötünün içinde bir iyi mi vardır gerçekten?
Zaman saate gözünü dikip dakika sayarken hiç geçmezken işinin çok olduğu anlarda neden su gibi akar?
Kalbinin attığı yerde mantığın, mantığının konuştuğu yerde gönlün olmaz yani hani, hep mi böyledir? Hem aklımın onayladığı hem kalbimin can attığı biri yok mudur?
Sevdikleri hep uzakta, birlikte yaşamak istedikleri başka hayatlarda başka rollerde midir hep insanın? Bir araya gelmenin bir yolu yok mudur?
Yoksa madem, yaşamaya bir anlam bulabilir mi insan bir gün bir noktada?
Sevmeden geçen günler yaşamaktan sayılır mı?
Konuşmadan duramadığınla bir ömür susmak zorunda olmanın yükü hafifler mi zamanla?
En azından birkaç kelime edebiliyoruz dediklerin doldurur mu boşluğu?
Birbirinin aklında geçen günler yolun sonunda yaşadım dedirtir mi insana?
Mevziyi terk eden mevzuyu hep mi terk eder?